9 Mayıs 2009 Cumartesi

CAPTAİN TSUBASA V:1

video

6. sınıf öğrencisi yiğenimin, Tsubasa'yı tanımıyor olması şampiyonluğun son maçta kaçması kadar yaralamıştı beni.

Düşündüm taşındım. Tsubasa izleyemeyen bir nesil kalmasına gönlüm el vermediğinden ve bir de her canım istediğinde kolayca açıp izleyebilmem için blogda Canımız ciğerimiz Kaptan Tsubasa'nın yaklaşık 15 bölümlük arşivini yayınlamayı uygun gördüm. Bu düşünceme karşı çıkmayan blog sakinlerimize teşekkür ediyor, Burdan Sevgili tsubasa ve takımına başarılar diliyorum. Her ne kadar kaleci Vikenzo Vakabayaşi'den kıl alsamda onu da burda görmekten mutlulk duyduğumu belirtmek isterim. Bu bölümde sanırım çok acayip şeyler olacak...Hadi bakalım izleyelim ve Tsubasaya bir kez daha ' BÜYÜK KAPTAN' diye bağıralım...

iyi seyirler

7 Mayıs 2009 Perşembe

FİNALİN ADI: WERDER BREMEN - SHAKTAR DONETSK


Günün ilk maçında Ukrayna kapışmasında Luce'nin Shaktarı Dinamo Kiev'i dünkü maçta olduğu gibi son dakika golüyle eleyerek finale yükseldi. Diğer maçta ise Werder kendi evinde kaybettiği maçın rovansında Hamburg karşısında geriden gelip 3-1 öne geçti, ancak son anlardaki Hamburgun çabası yetmedi. Bizimde Kadıköyde kimi izleyeceğimiz belli oldu. Lucescu'nun Avrupa iştahı ve tecrübesi belli. Werder Bremen ise yıllardır Şampiyonlar Liginde arayıpta bulamadığı başarıyı nihayet Uefa'da yakaladı. Werder Almanya'nın en iyi ekiplerinden ancak 2 yada 3 kulvarı birden kaldırmakta gerçekten zorlanıyorlar. Shaktar'ın ise öyle bir sıkıntısı yok. Aslında Luce takımı finale çıkarmakta geç bile kaldı. Elindeki malzemeyi nasıl kullnadığını hepimiz biliyoruz. Ukrayna'da tek çekiştiği takım Dinamo Kiev olunca Avrupada her sene belli bir noktaya kadar gelebiliyordu zaten. Gönül isterdi ki buraya kadar bir Türk takımı gelebilsin hatta kupayı da alabilsin. Kısmet değilmiş. Artık Kadir Has'ta mı düzenlenir, Seyrantepe'de mi düzenlenir, yeni İnönü'mü olur. Orasını kesitmek biraz güç...

4 Mayıs 2009 Pazartesi

SPOR KİTAPLARI V:2

Spor kitapları serimizin bu haftaki konuğu Piknikte Dömivole isimli kitap. Aslında bu kitabı henüz okumak kısmet olmadı ama methini çok duyduk. O yüzden sizleri kitap hakkında bilgi vermesi için Ahmet Çakır'ın yazısıyla başbaşa bırakıyorum. Her sporseverin okuyup arşivine katması gereken değerli ve de emek harcanmış bir kitap. Bizde en kısa zamanda kitabı okumaya çalışacağız.
Piknikte Dömivole adlı kitap Erdinç Sivritepeye Armağan olarak hazırlanmış. Derleyenler de Barış Karacasu ve Şener Yelkenci. Okurlar arasında Erdinç Sivritepe adını işiten olduğunu hiç sanmıyorum çünkü bu konularla yakından ilgili biri olarak ben de ilk kez duyuyorum.

Sivritepe, inanılması gerçekten güç futbol tutkunlarından biri. İçindeki futbol ve İzmirspor sevgisi ne tuttuğu takımın sürekli küme düşmesiyle eksiliyor ne de uzun yıllar Kanada'da yaşaması onu Türk futbolundan koparıyor. Hazırlamış olduğu internet sitesindeki bilgilerden pek çok futbol tutkunu yararlanıyor. Sivritepe 2001'de yurda dönmüş. Artık İzmirspor'u yeniden tribünde izleyebiliyor. Kitaptaki Bir Yaşam Boyu İzmirspor başlıklı yazısı da bu tutkuyu anlatıyor.

Aslında kitabın insana biraz dağınık gelen bir yapısı var. Ancak Tanıl Bora gibi bir firmanın editörlüğünde bunun söz konusu olamayacağını baştan biliyoruz. Örneğin, yine Tanıl Bora editörlüğünde Serkan Boyacıoğlu'nun derlediği İnadına Göztepe bu yönden derli toplu bir kitaptı. O kitapta da yazısı bulunan Oğuz Reşat Sipahi'nin buradaki yazısını İnadına Göztepe diye bitirmesi ilginç. Kitaptaki en hacimli yazılardan biri bu. Demek ki Sipahi'nin Göztepe konusunda söylenecek çok sözü var.

21 değişik yazı, tek mesaj

Dağınıklık itirazımızı şimdilik bir yana bırakıp kitaptaki yer alan yazıları ve yazarlarını sıralamakla yetinip yargıyı okurlara bırakalım: Ayhan Baynal: Kayseri Futbol Tarihine Bir Bakış (1992-2006); Bağış Erten, Antepspor'um Benim, Mazide Kalmış Sevgilim; Bozkurt K.Yılmaz, Piknikte Dömivole; Bülent Gürsoy, Futbolun Değişimi; Cem Pekin, Futbolcu Resimleri; Efkan Bucak, Tavşancılspor; Eray Özer, Almanya (Benim İçin) Pek Tatlı Vatan; Hakan Dilek, Sadri Alışık ve Ronaldinho; Karel Stokkermans, RSSSF - Maç Sonuçları Belgeliği; Mehmet Ali Çetinkaya, Saymaca/Düzmece: taraftar Takıntısının Bir Ucu; Muhmmed Ali Şahin, Nasıl Takım Tutmaya Başlanır?; Murat Odabaşı, Kulüplerin Gerçek Sahipleri Taraftarlar (mı)dır?; Mustafa Taha, Asya'dan Futbol Manzaraları; Oğuz Reşat Sipahi, Göztepe ve Onun Hazin Hikayesi; Özgür Dirim Özkan, Yugoslavya'da Futbol: Yeniden, Birlikte... Mümkün mü?; Remzi Salihoğlu, Taraftarlığın Tamiri: Takım Değiştirmek; Serbülent Şengün, Futbol Sevdasının Yanları: 1- Fantezi Futbol; Tuncay Yavuz, Sana Bir de Statlarından Bakalım Aziz İstanbul; Yusuf Al, Bir İnsan Neden Tirespor'u Tutar?; Zeki Kumova, Oyun Bitti.

Barış Karacasu'nun sunuşu dışında 21 yazar bize değişik konulardan söz ediyor. Bunlar arasında en çok önemsediğim Eray Özer'in yazısı oldu: Çünkü benden de söz ediyor!.. Şaka bir yana, Dünya Kupası 2006 da kardeşimizle gerçekten ilginç durumlara tanıklık ettik. Onun yazdıkları beni de heveslendirdi, Ben de yazsam diye düşündüm... En ilginç yazılardan biri kuşkusuz Bozkurt K.Yılmaz'ın kitaba adını veren yazısı. Maça veya pikniğe gitmek için sabah çok erkenden kalktığım günlerde içimde duyduğum heyecan ve mutluluğun yerini hiçbir şey tutmadı diye başlıyor bu yazı. (Küçük bir kılçık: içimde sözcüğü gerekli mi bu cümlede?) Piknikte oynanan top ve maçların radyodan dinlenilmesiyle onun ülke futboluyla ilişkilendirilmesi boyutunda gelişen yazı son derece keyifli. Topa ayağını sürmüş ve pikniğe gitmiş herkes o yazıda kendinden bir şeyler bulabilir.

Arkadaşım olduğu için değil, gerçekten iyi yazdığı için Bağış Erten'in yazısı da tavsiye edilir. Orada yaşadığı dönemdeki Gaziantepspor maçlarını anlatıyor Erten. Maç öncesinde tribündeki mangal partisi, bu kentteki futbol kültürünün başka yerlerde kolay rastlanmaz türden bir boyutunu oluşturuyor. Daha bunun gibi pek çok ilgi çekici ayrıntı kitabı güzelleştiriyor.

Öteki yazıların nelerden söz ettiğini anlamak zor değil. Kitap bugün artık neredeyse tümüyle 3 büyük takımla ilgilenmekle sınırlanmış bir futbol sevgisinin gerçekte çok değişik boyutlarının olduğunu-varlığını gösteriyor bize. Hatta Remzi Salihoğlu'nun yazısında daha ileri bir iddia var bu konuda: Türkiye de futbol üç takımın esareti altındadır. Medya, sermaye ve taraftar gücünü elinde tutan İstanbul takımları futbolda söylenecek farklı söz bırakmıyorlar. diyor. Ancak kitap bu farklı sözü söyleyen yazılarla dolu (Salihoğlu'nun yazısında Villareal denilmiş, doğrusu Villarreal olacak).

Özellikle Serbülent Şengün'ün yazısı, Bunların her biri ayrı bir kitap olabilirdi diye düşündürüyor insanı. Değişik yönlerine de değinmesine karşın özünde sanal âlemdeki futbolu konu edinen yazı bu alanda henüz bir kitabın yazılmamış olmasının eksikliğini duyuruyor bize.

Mustafa Taha'nın Asya futboluyla ilgili olarak verdiği bilgiler, Özgür Dirim Özkanın yerinde incelemeyle parçalanan Yugoslavya futbolunun bugünkü durumundan aktardıkları kitabın dış dünyaya açılan iki büyük kapısı oluyor. Kitabın tek yabancı yazarı Karel Stokkermans, internetten uluslararası alandaki her türlü bilgiye nasıl ulaşılacağını, kendilerinin bunların nasıl derleyip toparladıklarını anlatıyor. Sadece o kadar değil, isterseniz siz de bu arşivlere katkıda bulunabiliyorsunuz.

Çoktandır yeni bir kitabın çıkmadığı bu alanda Piknikte Dömivole ile bu işin meraklılarına bir selam çakılıyor. Fakat onlar da o kadar azlar ki...

3 Mayıs 2009 Pazar

LEO THE GREAT V:2


Dün gece sadece kanatlanıp uçmadığı kaldı. Henry ise uçtu gitti. 2'şer tane sallayıverdiler. Fazla söze gerek yok.

2-6'DAN TAVŞAN +13

video
Yukarıda ki video da 62'den nasıl tavşan yapılırı gösteremeyeceğiz belki ama 2-6'dan nasıl tavşan yapılır. Ezeli rakip nasıl parambarça edilir, nasıl sezonun 100. golü atılır, nasıl yürüyerek gol atılır, ve playstation oyunlarının bir simülasyon olmadığının uygulamalı örneğini göreceksiniz. 13 yaşından küçüklere izlettirmeyiniz. Ayrıca kalbi, tansiyonu olanlar da izlemesin, güzel oyun, bol gol içerir.