13 Şubat 2009 Cuma

1 adam, 4 ay, 5 soru işareti ?


Haftaiçi Scolari'yi gönderen Chelsea futbol dünyasının bir numaralı gündem maddesi oldu..Söylentiler de hemen yola koyuldu yerine getirilcek isim hakkında.İtalyan basını Mancini dedi, İspanyollar Rijkard ve İngilizler Hiddink..İngilizler haklı çıktı sonuçta..ben öncelikle scolari neden gitti ona deginmek istiyorum..

MANU'den 10 puan geride kalan Chelsea ve büyük maçlarda alınan maglubiyetler.Scolari'nin başarısız oldugu apaçık bir gerçekti..Peki neden? Kariyeri başarılarla dolu olan bir teknik adam nsl olurda bu kadroyla bu kadarını elde eder?
Ayrıldıktan sonra yaptıgı ilk açıklamada oyunun kaderini değiştirebilcek bir oyuncu olmadıgını iddaa etti..ve ekledi bir Robinho yoktu.. :) şimdi burda chelsea'nin milyonlar kazanan yıldızlarını saymıcam..Ayrıca Robinho yetenikli bir futbolcu olabilir ama henüz sorumluluk alıp maç çeviren bir isim mi ? man city'nin maçlarını izletmemişler heralde Scolari'ye..
Arkadaşlar Scolari -aragones gibi- milli takım teknik direktörüydü bunun kılüp takımlarıyla arasındaki fark şu ki ; milli takımda elinize gelen futbolcular belli bir fitness programı uygulamış belli bir formu yakalamış oluyordu.sizde bunlara taktik antreman yaptırıp maça cıkartıyorsunuz ideal kadroyu..scolarinin elinde cok kaliteli bir kadro vardı (brezilya ve portekiz) üzerinde durmaya gerek görmüyorum.
takımındaki oyuncularda cok büyük kulüplerde cok iyi hocalarla çalışmış oluyordu.Lampard ve Drogba bu sene fitness açısından Mourinho dönemine oranla cok daha az çalışma yaptıklarını belirtmiş.zaten Chelsea bu sezon ligde attıgı 44 golun sadece 6'sını son 15 dakikada atabilmiş.ilk sorun bu bence chelsea'li futbolcuların cok güçlü bir yapısı yok. Hiddink onları daha çok mücadele eden bir takım yapmalı.
Chelsea'nin motivasyon sorunu da var kesinlikle.Scolari daha önce milli takımlarda bu konu da bir sorun yaşamıyordu çünkü brezilya'da milli takımda oynamak başarılı olmak bizdeki askerlik kadar onur verici bir olaydır.portekiz ise iyi bir kadroya sahip başarıya aç bir kadroya sahipdi.ayrıca iki takımdada dil sorunu yaşamıyordu scolari..en azından Hiddink ingilizceyi cok iyi kullanabiliyor.
Diger bir sorun ise chelsea sadece ocak ayında oynadıgı son 3 maçta 5 gol yedi duran toplardan..ingiltere ligini hepimiz biliyoruz bu konuya bir çözüm bulması lazım Hiddink'in.
Drogba sorununu da çözmesi gerek Hiddink'in Mourinho'nun 4-5-1 ve yerine göre 4-3-3 olan sistemiyle Drogba dünyanın sayılı forvetlerinden biri olmuştu onu marsilya'dan alıp getirirken ingiliz basına neden bu kadar cok para verildigini konuşuyordu ama Drogba ondan bekleneni verdi Felipe döneminde ise kadroya giremedi.tercihini anelkadan yana kullandı.Kimileriniz haklı bulabilirsiniz ama anelka'nın bu sezon attıgı 17 golün sadece 4'ü kritik goldü.(yani skoru eşitleyen yada öne geçiren) bu sene drogba'nın attıgı 3 gol de kritik goldü.maç çeviren isim arıyan Scolari man city'den robinho'yu işaret etcegine biraz da kendi seçimlerine dikkat etseydi belki chelsea kariyeri bu denli kısa olmazdı.
Son sorun ise Hiddink nasıl bir taktik belirleyecegi..önünde Watford,Aston villa ve Juventus maçları var.Rakipleri Rafa ve Sir işi pek de kolay degil.Ama Güney Kore'yle dünya kupasında 4.olan Avustrulya'yla 2006'da grupdan cıkan,Rusya'ya Avrupa Şampiyonasında Şampiyona yarı finalde elenen ekipleri o yarattı tek dezavantajı önünde 4ayı var ve başarı beklenen 3 kulvar.
Hiddink'e benden bir tavsiye John Obi Mikel'e dikkat etsin :)

ATIŞ SERBEST!!!!!


Demek ki bu ülke de atış serbest. Herkes istediği gibi atıp tutuyor. Aynen kopyalayıp yapıştrıyorum ilgili maddeye...
KARARLARIN KESİNLİĞİ:

Madde 14 – Kurul kararları kesindir; idari veya yargısal mercilerin onayına tabi olmadığı gibi, bu kararlara karşı idari veya yargısal mercilere de başvurulamaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun kararların açıklanması, maddi hataların düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi hakkındaki hükümleri saklıdır. Sporcuların, Teknik Direktörlerin ve Antrenörlerin sözleşmelerden kaynaklanan ve yabancılık unsuru içeren ihtilaflar hakkında Tahkim Kurulu tarafından verilecek kararlara karşı, FIFA ve UEFA talimat ve düzenlemeleri doğrultusunda Spor Tahkim Mahkemesi (CAS)’a başvurulabilir.

Ayrıca Statünün 63. maddesinde CAS’ın görev yetkisi dışında olanlar kısmının ilk birinci fıkrasında, "Oyun kurallarıyla ilgili ihtilaflar" yazılı. Yani Galatasaray’ın CAS’a taşımak istediği oyun kurallarıyla ilgili ihtilafların CAS’ın yetkisi dışında kaldığı ortaya çıktı.

Bir haftadır oraya giderim buraya şikayet ederim diyen barkovizyon gösterisi yapıp Yıldırım Demirören'e özenen, yüzyıllık camianın taraftarını boş hayallerle kandırmaya hakkınız yok. Hayır belki Adnan Polat yayınlağı bildiride son kısımda Galatasaray Türkiye'dir yerine Galatasaray Fransa'dır deseydi nolurdu orasını merak ediyorum doğrusu...

12 Şubat 2009 Perşembe

YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR

İsveçli hoca uzak diyarlarda gözden ve gönülden uzak olsa da kendisini pek bi sıkıntılı gördüm. Sanırım yine eski kıtaya doğru gelme zamanı yaklaşıyor. Meksika'da işler pek yolunda gitmiyor. Bu da basın toplantısında suratına yansımış. Zaten yeşil montta hocaya pek yakışmamış...

TRİBÜNLERDE ÖZLENEN MANZARALAR V:2

Corinthians tribünleri
Gremio tribünleri

11 Şubat 2009 Çarşamba

FOTOĞRAFLAR DİLE GELSE....


Bırak ulannnnn! yerdeki parayı önce ben gördüm..O benimmmmm!
Yok yeeee.Ne bellli senin gördüğünnnn....Kapan alır....kapan alırrrr...




-Hacı bizim çocuğumuz, Beckham'dan bile daha ünlü bir futbolcu olacak...Düşünsene bir kere Terry! Defans ve orta saha karışımı...Sen ve Ben...
-Lahavlevelakuvvete....Hocam al şunu arkamdan yaaaa....

10 Şubat 2009 Salı

Gol olacağı varsa gol olur...Bunu sen ben engelleyemeyiz!



video

9 Şubat 2009 Pazartesi

ZOR BE HOCAM ÇOK ZOR!


Günümün çoğu futbolla geçiyor...
Bloglar,siteler dergiler,gazeteler...Ve farkediyom ki her gün git gide uzaklaşıyoruz futboldan...
Futbolun çok uzağındayız...Evet iddia ediyorum ki futbolun çok ama çok uzağındayız...Antrenör, futbolcu, yedek futbolcu, maç, mantalite, taraftar, basın, yönetim,hakem...
Tamam diyebilirsiniz ki kardeşim bizim de kendimize has bir ligimiz var...illa ki Avrupalı mı olmamız gerekiyor?
Ben de derim ki, sen eğer bu ligden bu futbolculardan, bu tafartardan bu hakemlerden, bu yönetimlerden memnunsan ne diye sürekli avrupalıyı yazıp duruyosun? ne diye hafızandaki futbolcu isimleri, maç analizleri, türk ligine ait isimlerden daha fazla?
Yahu sorsan premier liginden bir takım ıkına ıkına sayarız ik 11'ini... İtalya ligi, almanya ligi, fransa, brezilya,arjantin, ispanya...
Ama sorsan dışarda birilerine.Alacağın cevap; galatasaray...hakan sukurr, feneribahçiii, der susarlar...
Yahu bir tane avrupa kupası gelsin artık şu ülkeye, gelmekle kalmasın, her sene her sene zorlansın kazanılmak için, İnsanlar bir türk takımının formasını üzerlerine geçirsin, ilk 11 lerimizi çatır çatır saysın...Yahu şu Türk oyuncu şu takıma gidicek, aman da aman milan türk için kesenin ağzını açtı, Ve ünlü türk futbolcunun eşi o ülkeye gitmeme kararı aldı...Artık çeyrek final oynamak, güçlü rakiplerle evinde berabere kalmak, deplasmanda fark yememek bizim gurur kaynağımız olmasın saygıdeğer abilerim!
Offf offff! diyecek çok şey var, çözümlerde o kadar basit ki, hazır ekonomiyi bu denli düzeltmişken Türk takımları... Ama zor be hocam...Çok zor...( ıssız adam Alperin annesine söyleyiş şekliyle)

8 Şubat 2009 Pazar

VE STAD 3 -3- 3 DİYE İNLİYOR SAYIN SEYİRCİLER...


Maç üzerine söyleyecek çok şey var ama bir o kadar dahiçbir şey yok...Fenerbahçeli futbolcular adına hiçbir şey yok, belediye oyuncuları adına çok şey var...Bu skor zaten bir yerlerden tanıdık...
Ama maça damgasını vuran; taraftarın yönetim istifa ve 3-3-3- diye bağırmaları oldu...Fenerli futbolcular kendi taraftarlarınca yhalanmayı hakettiler mi? Cevap vermek bize düşmez ama
taraftarın bir bildiği vardır heralde....

2016 Avrupa Şampiyonası



TFF UEFA’ya 2016 Avrupa şampiyonasını ülkemizde düzenlemek için niyet mektubunu sundu, peki 2012’ye de başvuran hatta en başarılı hazırlık dosyası seçilen ülkemiz bu sefer oylamada hak eden taraf olabilecek mi?
TFF 2012’ye göre çok daha iyi durumda olduğumuzu belirtiyor.Bildiğimiz üzere yapımı bitmek üzere olan Kayseri Kadir Has stadyumu var ayrıca Antalya’da yapımı süren bir stadyum var, bir de 24 saat inşaatına devam edilen Aslantepe spor kompleksi...
Peki sizce bu kadarı yeterli mi? TFF başkanı, Ankara ve Konya’da stad projeleri olduğunu belirtiyor.. Bunlara İnönü ve Şükrü Saraçoğlu’nu eklersek elimizde Avrupa standartlarında 7 stadyum oluyor, Avrupa şampiyonasını düzenleyebilmek için (4 grup olacağını düşünürsek) 8 stada ihtiyacımız var bu durumda pek beğenilmeyen Olimpiyat stadı yardımımıza yetişebilir veya Hüseyin Avni Aker’de düşünülebilir. Ülke olarak genç bir nüfusa sahibimiz ve futbol sevgisi çok yüksek halkımızda bence biz bu şampiyonayı düzenlemeyi 2012 Avrupa Şampiyonasını Polonya ile ortak düzenleyecek olan Ukrayna’dan daha çok hak ediyoruz.

Yaşayan Efsane Raul Gonzalez !



Raul’un rekora doymayan bir yapısı var.Real Madrid formasıyla 500’den fazla maça çıkan kaptan Raul bu formayı ilk olarak 17 yaşında giydi.Onun için Real Madrid ikonu diyebiliriz.Geçtiğimiz günlerde Numancia deplasmanında Raul Real Madrid formasıyla 307. golünü attı ve Alfredo Di Stefano’ya ait rekora da ortak oldu.
İlk golünü 5 Kasım 1994'de Atletico Madrid'e atmıştı.
504 lig maçında 214 gol
123 Şampiyonlar Ligi maçında 64 gol
Kral Kupası'nda 35 maçta 18 gol
İspanya Süper Kupası'nda 12 maçta 7 gol
UEFA Süper Kupa'da 4 maçta 1 gol
Kıtalararası Kupa finalinde 3 maçta 1 gol
Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 4 maçta 2 gol
ve İspanyol milli takımında 102 maçta 44 gol.

Sorun adam Mateja Kezman



Psv dünya futboluna sundugu forvetlerle adından çokca söz ettirmiş bir kulüptür.
Romario,Ronaldo,Nistelrooy… Saydığımız bu isimler hakkında pek yorum yapmaya gerek yok açıkcası... Mateja Kezman’da tıpkı saydığımız isimler gibi Psv ile Hollanda liginde gol kralı olmuş ve geleceğin yıldızı olarak lanse edilmişti.Psv ile 122 maçta 105 gol atan Sırp yıldız Abramovic’in ‘’Chelski’’ sine 2004’de transfer oldu.Londra’da golcü oyuncudan beklentiler yüksekti ama Kezman beklentileri karşılayamadı .Chelsea ile 25 maça çıkan Kezman sadece 4 gol atabildi.2005 yılında ise Atletico Madrid’e umut oldu. İspanya’da 30 maçta 8 gol atarak yine hayal kırıklığı yarattı.
2006’da Kezman’ın kariyerine Türkiye macerası eklendi. Fenerbahçe’nin Avrupa yolunda umudu olan Sırp golcü 2 sezon formasını giydiği sarı lacivertlilerde 46 maçta forma giydi ve 20 gol attı. Aragones’in gelmesiyle de PSG’e kiralık olarak gönderildi.
Kezman kendinden bekleneni veremedi her gittiği kulüp ona umut bağladı kurtarıcı olarak görenler oldu ama omuzlarındaki yük onun futbolunu olumsuz yönde etkiledi belki de... Başarısız oldukça agresif, saldırgan bir tavır takınan Sırp oyuncu form tutamayınca da sorun yarattı.Geçen sene Kayserispor maçında oyundan alınınca kimseye haber vermeden stadı terk eden Kezman geçtiğimiz günlerde Psg’in Bordeaux’ya 3-0 yenildigi kupa mücadelesinde oyundan alınınca sahadan ayrılırken formasını yere attı.Biz çok şaşırmadık bu görüntüleri görünce ama Fransızların şok olduğundan eminim.Olayın ardından hareketinin taraftara başkana yada antrenöre olmadığını söyleyen Kezman bir de özür diledi... Kulağa çok tanıdık geliyor bu demeç sanki biz bu filmi daha önce izledik değil mi?